Kitap Okuma Alışkanlıklarımı İrdeliyorum

By Ipek Alver Ozpehlivan - Sunday, September 23, 2018


Kitap Okuma Alışkanlıklarımı İrdeliyorum
Photo by Christin Hume on Unsplash

yetenekyonetimi.co'da yazmaya Ekim 2013'de başladım. O tarihten bu yana, neredeyse her hafta bir kitap öneri yazısı yayınladım. Zaten, blogu başlatma amaçlarımdan bir tanesi de okuduğum kitaplar hakkında notlar almaktı.

Kendimi bildim bileli hep kitap okurum. Okuldayken, özellikle yaz tatillerinde çok fazla kitap okurdum. Evimizde hep kitap okunurdu. Ailemde herkes kendi ilgi alanı neyse o alanda okurdu. Bazen işiyle ilgili, bazen bir roman ya da araştırma - inceleme türünde kitaplar, ama herkes mutlaka okurdu. Ne mutlu ki bana, hep büyük bir kitaplığımız oldu. Bugün kendi evimizde de zengin bir kitaplığımız var.

Çocukken, okuduğum kitaplar ya dünya klasikleri olurdu ya da güncel romanlar. Üniversitede de daha çok roman okuyordum. Yüksek lisansa başlamamdan itibaren farklı türdeki kitapları da okumaya başladım. Sadece kendi alanım olan insan kaynakları yönetimi ya da işletme - yönetim literatüründen kitaplar değil, pazarlama, reklamcılık, psikoloji, sosyoloji, sosyalpsikoloji, küreselleşme gibi alanlarda araştırma - inceleme türünde pek çok kitabı okuyarak kitaplığıma kattım. Şimdi geriye dönüp baktığımda, bugünkü okuma alışkanlıklarımın aslında yüksek lisanstayken şekillenmeye başladığını anlıyorum.

"Kitap okuma alışkanlıklarım" derken neyi kastediyorum? Öncelikle en tipik alışkanlığım, okuduğum kitapları altını çizerek okumam. Bu alışkanlık, belki biraz bencilce. Çünkü, ilk olarak altı çizili satırlar, kitabın ikinci bir kişi tarafından okunmasını zorlaştırıyor, bir anlamda kitaba zarar veriyor, belki de kullanım ömrünü kısaltıyor. İkinci olarak da, kitabın mutlaka size ait olması gerekiyor. Bu alışkanlığım nedeni ile, ödünç kitap okumakta hep zorlanmışımdır. Ancak, ben satırların altını çizerken mutlaka kurşun kalem kullanıyorum. Farklı yöntemler de denediğim oldu, örneğin post-it kullandım, minik notlar aldım ama pek faydalı olmadı benim için. Highlighter da kullandığım kitaplar oldu, ama sonradan değiştirilebilmesi ve kitaba daha az zarar veriyor olduğumu düşündürmesi nedeni ile son yıllarda hep kurşun kalem kullanıyorum. Önemli gördüğüm cümlelerin altını çiziyorum, eğer tüm paragraf önemliyse, paragrafın yanını işaretliyorum, "mutlaka hatırlamalıyım" diye düşündüysem minik bir * ile işaretliyorum. Dipnotlarda da dikkatimi çeken makale veya kaynak kitaplar varsa, isimlerini işaretleyip, not alıp, onlara da internetten bakıyorum. Zaten, belli bir alanda okuma yapıyorsanız, okuduğunuz kitaplarda hep aynı bir kaç kitaptan alıntı yapıldığını kolayca fark edersiniz. Bu, genelde hep böyledir. Sonra da bu "esas kaynak" ilk kitabı araştırıyorum, Amazon.com, GoodReads, Kitapyurdu vb sitelerden ya da başka bloglardan kitap hakkında yorumları okuyorum. Eğer, gerçekten ilgimi çektiyse, alanında öncü bir eserse, temin edilebiliyorsa alışveriş listeme ekliyorum. Sırası geldiğinde de kitabı satın alarak, bu kez de kitaplığıma dahil ediyorum.

"Hızlı Okumak" Ne Kadar Doğru?

Okuma alışkanlığıma olumsuz etki eden bir durum, üniversitedeyken gittiğim "hızlı okuma" kursu oldu. Yukarıda da bahsettiğim gibi, ben hep çok okuyan bir kişi oldum. Ama, yeterince hızlı okuyor muydum? İşte, bu sorunun cevabını bilmiyordum. Ben de hızlı okuma kursuna başladım. Daha hızlı okursam daha çok daha da çok kitap bitirebilirdim. Bu kurslara katılanlar bilirler, aslında hızlı okumanın temeli paragrafları "tarayarak okuma"ya dayanıyor. Yani, herşeyi okumuyorsunuz, anafikri edinecek kadar, "yeterince" okuyorsunuz. Paragrafları tarayarak okumak için de göz egzersizleri veriliyor. Göz kaslarının hızlanması ve alışkanlık edinmesi için kurs süresince ve sonrasında belirli aralıklarla bazı egzersizler yapıyorsunuz.

Ben de egzersizlerimi tamamladım, kurs bitti. Sonrasında kitap okumaya devam ettim. Ama birşeyler değişmişti sanki benim için. Okuduğumdan daha az zevk alır oldum, çünkü sanki okuduklarımın aklımda kalış miktarı azalmıştı. Belki psikolojik olarak daha hızlı okumaya odaklandım, yeterince hızlı okuyabilme kaygım, okuduklarımı anlamamı zorlaştırdı. Ama böyle bir kursa gitmemim yanlış olduğunu düşündüğümü hatırlıyorum, ama benim için artık çok geçti. (Anlaşılan bu görüşümde yalnız değilim. Bu yazıda Speed Reading is Bullshit olduğu gibi) Kendi deneyimime göre, hızlı okumak sadece bir listeyi veya sayfayı belli bir kelimeyi ya da cümleyi bulma amacıyla hızlıca taramaya ihtiyacınız olduğunda faydalı oluyor.

Woody Allen:
“I took a speed-reading course where you run your finger down the middle of the page and was able to read War and Peace in 20 minutes. It’s about Russia.”

Photo by Thought Catalog on Unsplash
Bir Yılda Kaç Kitap Okunur?

Aslında bu sorunun cevabı bilmiyorumö en doğru cevap kişiden kişiye değişir olacaktır.
Her yıl çok sayıda kitabı bitirmiş olmama rağmen, üzerimde baskı hissetmemek adına, hiç yıllık okuma hedefi koymadım kendime. Sadece, 2017 yılında okuduğum kitapları sırasıyla bir listede kaydetmiştim, o yıl toplam 78 kitap bitirmişim. 2018 yılında böyle bir liste hazırlamadım, çünkü birkaçı hariç okuduğum tüm kitapların yazısını zaten yetenekyonetimi.co için hazırladım / hazırlıyorum; bu da bir tür liste zaten benim için. Bir yılda 78 kitap, bazı kişiler için çok yüksek olmayabilir, ya da bazı kişiler için de gerçekten yüksek bir hedef olabilir; amacım bunu tartışmak değil kesinlikle. Ancak, son dönemde, kendimde sorguladığım noktalardan bir tanesi de, okuma kalitem oldu.

Bu kadar çok kitap okuyorum ama, ne ölçüde kaliteli, derinlemesine okuma yapıyorum? Kısa bir süre önce, "Daha İyi Bir Kitap Okuyucusu Olabilmek İçin Öneriler" başlıklı bir yazı yayınlayarak, kendi uyguladığım birkaç öneriyi paylaştım. Ancak, okuduklarınızın aklınızda kalması için biraz daha fazlası gerekiyor çoğu kez. Okuduğunuz şeyleri kolay hatırlamak için varsa aldığınız notları gözden geçirmelisiniz, ya da işaretlediğiniz cümleleri - paragrafları tekrar tekrar okumalısınız, üstelik belli aralıklarla bu gözden geçirmeler devam etmeli ki konu yeterince pekişsin.

En önemlisi de, okuduğunuzu analiz edebilmelisiniz. Bu nokta çok kritik. Eğer yüzlerce sayfa okuyorsanız, ama okuduklarınızın anafikrini, yazarın savunduğu görüşlerini açıklamakta zorlanıyorsanız, bir problem var demektir. Bu durum, benim pek çok kez başıma geldi. Bunun belli nedenleri olabilir. Benim için bu nedenler şunlar oluyor genellikle:


  • Kitabın çevirisinin kötü olması, çünkü, kaliteli bir çeviri özellikle karmaşık konular için kritik önem taşır.
  • Yazar, kendini iyi ifade edememiş olabilir. Her kitabın arkasında yoğun bir emek vardır. Ancak, maalesef, basılı tüm kitapların iyi olduğunu söyleyemeyiz.
  • Siz konuya hazır olmayabilirsiniz. Kitapta bahsedilenler için ön okuma yapmanız gereklidir. Ancak konu hakkında belli bir bilgi seviyesine ulaştığınızda o kitaba geri dönerseniz, anlayarak ve zevkle kitabi tamamlayabilirsiniz.
  • Kitap okumak için uygun bir dönemde olmayabilirsiniz. Bazen, elimdeki kitabı bitirmek yerine, dizi seyretmek ya da internette birşeyleri araştırmak isterim. Hatta, bazı zamanlarda, birkaç gün, hatta hafta okumaya ara verdiğim oluyor. Ben de okumak için ısrarcı olmayıp, içimden gelen sesi dinliyorum, biraz mola işe yarıyor.

Okuduğumu analiz etmem ve okuduklarımı daha kolay anlamam, aynı konuda farklı yazarlara ait farklı kitapları okuyunca çoğu kez daha rahat oluyor. Böylece, konunun farklı başlıkları arasında ilişki kurmak da kolaylaşıyor. Okuduklarınızı analiz edebilmenin en kolay yolu aslında o konu üzerinde tartışmak, karşılıklı konuşmaktır. Bu da genellikle, üniversite gibi formal bir ortamda ya da kitap kulüpleri gibi isteğe bağlı ortamlarda gerçekleşir. Ya da, şanslıysanız, çevrenizde aynı kitabı okuyan, aynı konulara ilgi duyan kişiler vardır, ve onlarla konuşursunuz.

Okuduğunuz Kitabı Hiç Yarıda Bıraktınız Mı?

Okumakla ilgili değinmek istediğim bir başka nokta da, bir kitabı yarım bırakmanın verdiği suçluluk duygusu. Her kitap aynı kalitede olmuyor, olamaz. Yazım dili, çevirisi, konuyu ele alış tarzı, yazarın anlatım becerisi, okuyucunun ilgi seviyesi ve daha pek çok nokta, bir okuyucunun bir kitabı sonuna kadar okuyup okumayacağını belirler. Ben eskiden, kitapları yarım bırakmamak için çok uğraşırdım, bir kitabı okuyamadıysam da kendimi kötü hissederdim. Neyse ki, bu durum okuma alışkanlığımı hiç etkilemedi. Ama, okuma alışkanlığı olmayan bir kişi, okuyamadığı bir kitap ile karşılaşırsa hevesi kırılabilir, "denedim olmadı" diye düşünebilir. Kitabı okuyamama durumunda asırı ısrarcı olmadan, bir sonraki kitaba geçmek yapılacak en doğru şey bence. Çünkü, bazen gerçekten bir kitabı okumak için doğru zamanı beklemeniz gerekiyor. Ya da, sadece ilginizi çeken başlıkları okuyun. Bir alışkanlığa dönüşmediği müddetçe, arada bir böyle yapmanın zararı olmadığını düşünüyorum.

"Bundan Sonra Ne Okuyacağım?" Telaşı

Doğru zaman da benim için özellikle çok önemli. Bir kitabın son sayfalarına yaklaşırken, hep içimi bir telaş alır; "bundan sonra ne okuyacağım?" sorusu vardır aklımda. Bazen evde kitap raflarının önünde dakikalarca dikilirim, önce konu seçmeye çalışırım, ardından da kitabı. Kitapları elime alır alır, geri bırakırım. Çoğu kez farklı kategorilerde ki kitapları arka arkaya okumayı tercih ediyorum. Örneğin, pazarlama alanında bir kitabı bitirdiysem, sonraki seçimim küreselleşme veya gelecek gibi farklı konulardır. Yani, arka arkaya pazarlama üzerine kitap okumayı pek tercih etmiyorum. Eğer, yoğun ve ağır bir kitap okuduysam, yani kitap beni biraz yorduysa, bir sonraki kitap secimim biraz daha rahat okuyacağımı tahmin ettiğim bir kitap oluyor. Belki de en doğrusu bir liste yapıp, bir okuma ve öğrenme mantığı kurup, buna göre hareket etmek; ama ben bu alışkanlığa başlayamadım henüz.

Peki, Ya Kitap Alışverişi?

Kitap okumaktan bu kadar bahsetmişken, kitapları nereden aldığımı da paylaşarak yazıyı noktalamak istiyorum.

Eskiden kitapları idefix'ten alırdım. Ancak, idefix yerine artık kitapyurdu.com'u tercih ediyorum. İkinci tercihim, babil.com. Her iki siteden de çok kez alışveriş yaptım ve sorun yaşamadım, genellikle bir kitap için her iki sitenin fiyatları arasında az (yaklaşık 2-3 TL civarında) fark oluyor,  oluyor. Ben de sepet toplamına göre bir tercih yapıyorum.

Ayrıca, özellikle yabancı dilde kitap satın alacaksanız, önerim pandora.com.
E-kitap için, babil.com bünyesinde yer alan calibro.com ve D&R / idefix bünyesinde yer alan kobo var.
Maalesef ki, tüm olumlu yönlerine rağmen, e-kitaplar ülkemizde çok tercih edilmiyor. Hatta, şu yazıdan - The E-Reader Device Is Dying A Rapid Death - öğrendim ki, dünyada da e-readerlara olan ilgi düşüş gösteriyormuş. (Onun yerine tablet tercih ediliyormuş. E-reader ve avantajları üzerine de bir yazı yazacağım.)

İkinci el kitap satın aldığım da çok oluyor. Bir kitabın baskısının tükenip tükenmeyeceğini tahmin etmek benim için oldukça zor. Mutlaka okumak istediğim kitapları, henüz baskısı bulunuyorken almaya çalışıyorum, çünkü ikinci elde bu tür zor bulunan kitapları temin etmek ya çok zor oluyor ve zaman gerektiriyor ya da bu kitaplar gerçekten yüksek rakamlarla satılıyor.

İkinci el kitapları genellikle nadirkitap.com adresinden satın alıyorum. Nadirkitap.com'un sistemi Gittigidiyor gibi, önce kitabı satin alıyorsunuz, satıcı (sahaf) size kitabı kargo ile gönderiyor, kitabı kargodan teslim aldıktan sonra inceleyip, sistem üzerinden onay veriyorsunuz. Nadirkitap üzerinden satıştaki kitapları incelemek, aradığım kitap satışa çıkmış mı diye hevesle kontrol etmek benim için ayrı bir zevk.

İkinci el kitaplar için ayrıca, Gittigidiyor da iyi bir seçenek olabilir. Son dönemde popüler olan letgo'da da uygun fiyatlı kitaplar bulunuyor bazen. Nadirkitap.com gibi ikinci el kitapların satıldığı benzer sitelerin olduğunu biliyorum, ancak bugüne kadar hiç denemedim.

İkinci el kitaplar için kitabın kondisyonuna çok önem verilse de, kullanılmış bir kitabı tekrar okumak farklı bir deneyim oluyor. Ne demek istediğimi ancak bu duyguyu yaşamış olanlar anlar.

Keyifli okumalar...



  • Share:

You Might Also Like